CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, deprem felaketinden sonra merkeze en yakın konumda hizmet vermeye devam edebilen Samandağ Devlet Hastanesinin, B sınıfı hastane statüsüne getirilmesine rağmen standartlarına uygun olmadığına dikkat çektiğiyazılı basın bir açıklama yaptı.

//ANKARA

SAMANDAĞ’DA DEVLET HASTANESİ İHTİYAÇLARIMIZA CEVAP VERMİYOR

CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Samandağ Devlet Hastanesi’nin yaşanan deprem sonrasında çevre hastanelerinin kullanılamaz hale gelmesi nedeniyleiş yükünün ağırlaştığını söyledi. B sınıfı hastane statüsüne yükseltilmesine rağmen başta ekipman yetersizliği olmak üzere, hastane işleyişi konusunda birçok aksaklığın yaşandığına ve depremzedelerin ihtiyaçlarına cevap verebilecek niteliğe kavuşması için gerekli iyileştirmelerin aciliyetine dikkat çekti.

Milletvekili Yıldırım Kara”Samandağ Devlet Hastanesi deprem felaketinden bu yana iş yükü artan; ancak hizmet kalitesi düşen bir hastane olmasına rağmen gerekli ödenek, ekipman, uzman doktor ve personel bakımından yoksun bırakılmıştır. Deprem sonrası, hastane personeli özveri ile üstün bir performans göstermesine karşın talepleri karşılayamamaktadır. Samandağ Devlet Hastanesi’nde B sınıfı hastanelerde bulunması gereken kardiyoloji ve nöroloji uzmanları ve MR cihazı bile bulunmamakta olup; endoskopi bile yapılamamaktadır. Ameliyat koşullarının sağlanamaması nedeniyle acil doğum dışında operasyonlar gerçekleştirilememekte ve hastalar 70 km uzaklıktaki kamu hastanesine sevk edilmektedir” dedi.

Ülke genelinde yaşanan kan stoğu sıkıntısının deprem bölgesinde daha yoğun hissedilmesinin yanı sıra laboratuvar hizmetinin kısıtlı işlemlerle gerçekleştirilebiliyor olması tahlillerde birikme kaynaklı sorun yarattığına ve dolayısıyla tedaviye başlamakta gecikmeler yaşandığına da değinen Yıldırım Kara, “Samandağ Devlet Hastanesi laboratuvarı kısıtlı hizmet vermektedir. Tetkiklerdeki aksaklıklar nedeniyle enfeksiyon tanımlaması yapılamamakta dolayısıyla tedavisi imkansızlaşmaktadır.  Elektrik kesintilerinin sık yaşanması nedeniyle de mevcut ekipmanlarda arızaya sebep olurken yine işleyişi aksatıcı bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır” dedi.

 

SAĞLIK EMEKÇİLERİ HAK ETTİĞİ DEĞERİ GÖRMÜYOR

Hastanede liyakatsiz görevlendirmeler, adil ve şeffaf bir çalışma çizelgesinin olmaması, personele yönelik kaba ve baskı içeren tutumlar sağlık emekçilerinden tarafıma ulaşan şikayetler arasında diyen CHP Hatay Milletvekili Yıldırım Kara, Samandağ Devlet Hastanesi’nde işleyişin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için aciliyeti olan beklentileri şu şekilde sıraladı;

Laboratuvarın tam kapasite çalışabilecek hale getirilmesi, makinelerdeki sorunların giderilmesi ve elektrik kesintilerinin yarattığı sorunların önüne geçilmesi,

MR cihazı, anjio ünitesi, endoskopi ve raporda belirtilen kritik önemdeki tabi cihazların temin edilmesi, arızalarının giderilmesi ve hizmete sokulması,

Hastanenin uzmanlık branşları bakımından güçlendirilerek ilçe ve yakın çevresine yeterli hale getirilmesi,

Ameliyathaneler için hepa filtrelerinin ve iklimlendirme sistemi ihtiyacının giderilmesi,

Hastanenin günlük sarf malzeme eksiklerinin giderilmesi,

Derece, ödeme, hizmet puanı, zorunlu çalışma süreleri gibi alanlarda zor bölge koşullarının uygulanması,

Çalışma çizelgelerinde denge ve adaletin sağlanması,

Binanın depreme dayanıklılık raporunun paylaşılması,

Samandağ Devlet Hastanesi’nde hizmet veren sağlık emekçilerine de esnek mesainin uygulanması,

Sağlık emekçilerinin barınma koşullarının iyileştirilmesi, klima, çamaşır makinesi, sıcak su imkânı gibi temel İhtiyaçlarının karşılanması,

Sağlık emekçilerine verilen yemeklerin çeşit ve miktarının yeterli hale getirilmesi,

Sağlık emekçilerine yapılan ek ödemelerin tavandan ödenmesi,

Hastanede hizmet veren sağlık emekçilerine uygulanan baskı, kaba davranış ve yıldırıcı tutuma son verilmesi,

Hastanenin gerekli temizlik ve hijyen koşullarının sağlanması gerekmektedir.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi 28’nci Dönem Yasama Yılı’nın sona ermesinin ardından basın toplantısı düzenleyen Saadet Partisi Hatay Milletvekili Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, ülke gündemine dair önemli açıklamalarda bulundu.

İktidarın yeni yasama yılında komisyonlardaki üstünlüğünü sürdürmek için iç tüzüğü çiğnediğini hatırlatarak sözlerine başlayan Çalışkan, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu dönem yalnızca iki yasa çıkarıldı.

MTV, DAYANIŞMA YASASI DEĞİL DAYATMA VERGİSİDİR

İlki, Milli Dayanışma adı altında Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV). Her kutsal değerimizin istismar edilmesi gibi, milli kelimesi de bu vergilerin başına konuldu ve insanlarımıza duygu istismarı yapıldı. Aslında bu milli değil, dayanışmadan da daha ziyade dayatmaydı. Çünkü dayanışma iki kişi arasında karşılıklı rızaya dayalı olur. Ama bu resmen oy çoğunluğunu elinde bulunduranların dayatmasıydı.

ZAMLAR VE EK BÜTÇE İKTİDARIN BECERİKSİZLİĞİNİ GÖSTERİYOR

İkinci olarak bu yasama döneminde ek bütçe onaylandı. Nitekim ek bütçe de iktidarın 2023 yılı için oluşturduğu bütçeyi tutturamadıklarını, becerisizliklerinin bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Bu ülkenin yaşadığı krizin yanı sıra Cumhurbaşkanına verilen borçlanma yetkisiyle birlikte ülkemizin ne denli büyük bir kaos ile karşı karşıya kaldığını gösteriyor.

Bu vesileyle şunu ifade etmek isterim ki; iktidar adeta meclisle dalga geçercesine bir yandan genel kurul salonunda vergi yasası görüşülürken diğer taraftan gece yarısı Resmi Gazete aracılığıyla değişik harçlara zam yaptı. Meclis tatil olur olmaz, hele de 15 Temmuz gibi insanların duygusal olarak yoğunlaştığı ve camilerde sela okunan bir günde akaryakıta fahiş zam yapması da cibilliyetlerinin bir göstergesidir.” dedi.

İKTİDAR ORMAN YANGINLARINDAN DERS ALMIYOR

Türkiye’nin bulunduğu konum itibariyle yangın kuşağında olduğunu belirterek sözlerini sürdüren Çalışkan, yangınlara karşı iktidarın ders almadığını vurguladı.

Çalışkan, “Şimdi sorgulamanın, özeleştiri yapmanın zamanı. Geçtiğimiz yıl yine bugünlerde aynı bölgede büyük bir orman yangını olmuştu. O zaman da helikopterlerin yetersizliğini ve orman yangınlarında kullanılan kimyasalların eksikliğini tartışıyorduk. Bu süreç içerisinde basiretli, ferasetli devlet adamlarına düşen görev bu eksiklikleri gidermek olmalı iken üzülerek ifade ediyorum ki bunların üzerine üçüncü bir trajedi daha eklendi.

Diğer illerden gönderilen yangın söndürme araç ve ekipmanları olay mahalline rahatça ulaşamadı. Dağlık bölgede kamyonlar konvoy oluşturuyor. O kadar yoğun trafikte birinin freni patlasa, yangına müdahale için gelen onlarca kişinin kazaya kurban gitmesi ihtimali ise bambaşka bir felaket.

 Belen yangınlarının olduğu yerde bulunan gölet var ama içerisinde su yok. Yangın mevsiminde gölette su bulunmadığı için helikopterler denizden su taşıyarak yangın söndürme gayreti içerisine girdi. Aslında bu durum acınacak halimizin göstergesi. Özellikle Belen yangını ile ilgili şunu ifade etmek isterim ki bu yangına önceden tedbir alınmadığı ve müdahale içinde hiçbir altyapı zemini oluşturulamadı” cümlelerini kullandı.

Çalışkan, Belen Geçidi stratejik bir konuma sahip, terörün yuvalandığı, depremi yeni yaşamış, ormanlarının yoğun olduğu, iç ulaşım ve uluslararası taşımacılık açısından önemli bir bölge olduğunu hatırlatarak geçidin tünel olarak tamamlanması gerektiğini ve yangınlara müdahale edilebilmesi için yeni yolların yapılması çağrısında bulundu.

AK Parti Hatay İl Başkanı Mehmet ÖNTÜRK, Hatay’ın anavatan Türkiye’ye katılışının 84’nci yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Başkan Öntürk: “Yüzyıllarca kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan kardeşlik ve hoşgörü merkezi Hatay’ın anavatan Türkiye ile bütünleşme kararı, milli birlik ve bütünlüğümüze güç katmıştır. Yaşadığımız asrın felaketinde ortak değerlerimiz etrafında kenetlenerek, geçmişte olduğu gibi bugün de geleceğe aynı azim ve kararlılıkla yürüyoruz. Milletimizin feraseti ile yeniden Hatay’ı eskisinden daha güzel günlere kavuşturacağız. Bu düşüncelerle Hatay’ın anavatana katılışının yıl dönümünü kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal ve dönemin Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen olmak üzere bu milli dava uğruna çaba harcayan herkesi rahmetle yad ediyorum.” İfadelerinde bulundu.

CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, aile hekimlerinin mevcut ekonomik şartlarda yaşadıkları mağduriyetlere dair yazılı bir basın açıklamasında bulundu.

//ANKARA

 

CHP HATAY MİLLETVEKİLİ NERMİN YILDIRIM KARA: AİLE HEKİMLERİNİN SORUNLARI ÇÖZÜLMEZSE HALK SAĞLIĞI TEHLİKEYE GİRER

 

Uzun zamandır yanlış ekonomi politikalarının neticesinde aile hekimlerinin mağdur edildiğini ifade eden Nermin Yıldırım Kara, “Bildiğiniz gibi tüm çalışan ve ücretli geçim sağlayan yurttaşlar gibi aile hekimlerimiz de bu ekonomik şartlar altında eziliyor. Aile hekimlerinin temelde iki kalem gelirleri bulunmaktadır: hak edişleri ve cari gider ödemeleri. Son memur zamlarıyla beraber, iktidar bir kök ücret oyunu oynadı. Seyyanen getirilen 8 bin 77 TL zam ek ödeme olarak kayıtlara geçti. Yani kök ücrete hiçbir şekilde etki etmeyecek ve ileriye yönelik olarak büyük mağduriyetler doğuracak. Bundan sonra yapılan zamlar %17,55 ile belirlenen kök ücret üzerinden yapılacak. Ek ödemenin emekliliğe bir yansıması olmayacak. “Seyyanen” adı altında getirilen bu ek ödeme zamların arkasından erimeye başladı bile. Yine bilindiği üzere aile hekimleri kendi yönetmelikleri olan Aile Hekimliği Ödeme Yönetmeliği’ne göre ücretlerini alıyorlar. Eğer bu yönetmelikte bir düzenleme yapılmaz ise seyyanen zam aile hekimlerimize yansımayacak. İvedi şekilde gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Aksi takdirde, bu sonuç halk sağlığını da tehlikeye atacaktır.” dedi.

 

Yapılan maaş artışlarının ve gider ödemelerinin hayatın gerçekliğiyle uyuşmadığına dikkat çeken Hatay milletvekili, “Cari gider ödemelerinde 25’in üzerinde sabit kalem mevcut. Aile Sağlığı Merkezi’nin giderleri ve çalıştırılan personellerin maaşları buradan karşılanıyor. Buradaki ödenek artışı da memur zammı baz alınarak, yani %17.55 oranında yapıldığı için birçok kalemin karşılanamaz hale gelmesi kuvvetle muhtemeldir. Açıklanan enflasyon verilerinin güvenilir olmaması bir yana, bir aile sağlığı merkezinin harcamaları esas olarak alınan enflasyon sepetinden çok daha fazladır. Personel giderleri haricinde standart muayeneler için de birçok teknolojik alet ve tıbbi malzeme alınması gerekiyor. Hal böyle olunca; gerçek enflasyon karşısında aile hekimlerinin ödenekleri oldukça az kalıyor. Bu merkezlerde istihdam edilen ek hizmet ve sağlık personellerinin durumu daha da güçleşecek ve yakında hemşire ile ebelerin işten çıkarılma durumları söz konusu olacaktır.Artan kiralar karşısında tutunabilmek de oldukça zor.Aile SağlığıMerkezleri’ni bu ekonomik şartlar altında sürdüremeyen hekimler de hastanelere dönüş yapacaktır.” dedi.

 

DEPREM BÖLGESİNDEKİ AİLE HEKİMLERİ ZOR ŞARTLAR ALTINDA GÖREVLERİNİ İFA ETMEYE ÇALIŞIYOR

 

Deprem bölgesindeki aile hekimleri için kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılması gerektiğini ifade eden Yıldırım Kara, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öncelikle aile hekimlerinin performans muafiyet süresi uzatılmalıdır. Buradaki hekimlerimizin de depremzede olduğu unutulmamalıdır. Bölgeyi terk etmeyip yurttaşlara yardımcı olmaya çalışıyorlar ve hekimlik gibi çok önemli bir görevi ifa ediyorlar. Deprem bölgesinde, konteynırlar içinde kurulan Aile Sağlığı Merkezleri var. Artan sıcak hava etkisiyle buralarda çalışabilme koşulları günden güne güçleşiyor. Maalesef içlerinde klima bulunmuyor. Yurttaşlar, merkezlerin önünde güneş altında sıra bekliyorlar. Aralarında yaşlı ve kronik rahatsızlığı olanlar var. Tedavi görmek için gittikleri alanda hastalıkları daha da ağırlaşıyor. Hem aile hekimlerinin hem de merkezlere başvuran yurttaşların şartlarını iyileştirebilmek için gerekli önlemler ivedilikle alınmalı. Deprem bölgelerinin hassasiyeti göz önünde bulundurulmalıdır.”

 

 

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, Belen’de büyük uğraşların ardından iki günün ardından söndürülebilen yangından etkilenen vatandaşları ziyaret etti.

 

“HERKESİN DESTEĞİ İLE YANGIN SÖNDÜRÜLDÜ”

 

Savaş bölgede yaptığı incelemeden sonra yaptığı açıklamada, “ Maalesef Pazar günü çıkan yangın dün akşam saatlerine kadar devam etti. Orman Bölge Müdürlüğümüz, birçok belediye, kurum ve belediyelerin de desteği ile yangın söndürüldü. Soğutma çalışmaları da yapıldı. Çıkan yangın kısa süre içerisinde büyüdü ve diğer bölgelere sıçramıştı. Şu an kontrol altına alındı fakat oldukça fazla zararımız var.’’ dedi.

 

“HATAYLILAR OLARAK ÇOK ZOR ZAMANLAR YAŞIYORUZ”

 

Havaların sıcak olması ve vatandaşların ormanlık alanlarda daha dikkatli davranması gerektiğini vurgulayan Savaş, “Sıcak havalarda çevremize ve ormanlarımıza çok dikkat etmemiz gerekiyor. Lütfen piknik yaparken de ateş yakmayalım ve piknik yerlerini terk etmeyelim, temiz tutalım. Bir dikkatsizlik sonucu ormanlarımız yanıyor. Pandemi, deprem ve orman yangınları bizi çok üzdü. Hataylılar olarak çok zor zamanlar yaşıyoruz. Hatay’ı hep birlikte ayağa kaldırmamız lazım. Yangında 12 ev ve birçok araba da yandı. Yangından etkilenen herkese geçmiş olsun diliyorum” diyerek herkesi orman ve yeşil alanlara hassasiyet göstermeye davet etti.

İlçe’nin  imar ve inşası noktasında yürütülen çalışmaları yerinde incelemek üzere Kırıkhan’a gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Vedat Gürgen, milletvekili Hüseyin Yayman, Belediye Başkanı Ayhan Yavuz, kaymakam Fikret Dağ ve kurum müdürleri ile bir araya geldi.

Kırıkhan  Belediyesi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda; şehrin yeniden ayağa kaldırılması noktasında gerçekleştirilen ve planlanan yatırımlar, imar planları, kalıcı konut ve iş yerlerinin inşası, hasarsız ve az hasarlı inşaatların devamı, yerinde dönüşüm çalışmaları gibi pek çok konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.

Gürgen toplantıda ’’Yapılacak olan çalışmaları Kırıkhan halkımıza göstermemiz lazım.’’dedi.

Toplantıya ilişkin açıklamalarda bulunan Başkan Ayhan Yavuz , “Alanda yürütülen çalışmaları yerinde incelemek üzere şehrimize gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcımız Sayın Vedat Gürgen, Milletvekilimiz Hüseyin Yayman, Kaymakamımız Fikret Dağ ve İlçe Başkanımız Ömer Erdal Çelik ile  istişare ve değerlendirme toplantısı gerçekleştirdik. İlçemiz’in imarı ve inşası noktasında yürütülen ve planlanan yatırımlar hakkında değerlendirmelerde bulunduk. Şehrimizin tekrar ayağa kaldırılması noktasında bakanlığımız ve tüm paydaşlarımızla yüksek bir koordinasyonla çalışmalarımızı yürütüyoruz. İnşallah el birliğiyle ilçemizi daha güçlü bir şekilde tekrar ayağa kaldıracağız” ifadelerini kullandı.

Toplantı sonrasında Bakan Yardımcısı Gürgen ve beraberindekiler ilçe esnafını gezerek vatandaşların sorun ve önerilerini çözme noktasında bir dizi ziyaretlerde bulundular.

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, bir televizyon programında deprem sonrası Hatay ve Belen’de yaklaşık 2 gün süren orman yangını hakkında değerlendirmelerde bulundu.

 

“YAKLAŞIK 300 HEKTARLIK ALAN YANGINDAN ETKİLENDİ”

 

Yangının kısa süre içerisinde yayıldığını ve bazı meskenleri etkilediğini belirten Başkan Savaş, “Yangın söndürüldü, soğutma çalışmaları yapılıyor. Yangın için diğer illerimizden ve başka kuruluşlardan da destekler oldu. 12 ev ve 4 tane araç kullanılamaz hale geldi. Çok şükür can kaybımız yok. Yaklaşık 300 hektarlık bir alan kaybımız oldu. Ormanda yaşayan canlılarımızı, ağaçlarımızı, bitkilerimizi kaybettiğimiz için üzgünüz” dedi.

 

“SON BİN YILIN EN ŞİDDETLİ DEPREMİNİ YAŞADIK”

 

Hatay’ın son yıllarda yaşadığı sıkıntılardan kaynaklı zor günlerden geçtiğini anlatan Savaş, “Daha önce yaşamış olduğumuz yangınlar vardı. Ardından ilimizde çok can kaybına neden olanpandemi geldi daha sonra da depremi yaşadık. Son bin yılın en şiddetli depremini yaşamış gibiyiz. Kıyamet günü gibi bir gün yaşadık. Şimdi de yangının çıkması bizleri çok üzdü. Şu anda devlet, hükümet, sivil toplum kuruluşları ve birçok kamu kurumunun sorunları ve insanlarımızın dertleri var. İnsanlarımızın en önemli ihtiyaçlarını karşılamaları gerekiyor çadırlar bile çok değerli” diye konuştu.

96 binden fazla binanın yıkıldığını ve ağır hasarlı hala çok bina olduğunu da belirten Başkan Savaş, kayıp ve kimliği tespit edilmeyenlerin de yüzlerle ifade edildiğine dikkat çekti.

 

‘’BELEDİYE BAŞKANININ ROZETİ TÜRK BAYRAĞIDIR”

 

Hatay’ın 15 ilçesine eşit bir şekilde hizmet ettiğini söyleyen Lütfü Savaş, “ Hatay halkının büyük oyunu almış ve seçilmiş bir başkanım. Belediye başkanının rozeti Türk bayrağıdır ve bende onu takıyorum. Siyasi partide olabilirim ama eşit ve adil olmak önceliğimdir. 14 yıldır bu şehre seçilmiş ve hizmet etmiş bir insanım. Adalet ve empati yoksa bu işi yapamazsınız. İnsanlara eşit yaklaşmak zorundasınız” dedi.

 

“HATAY’IN YENİDEN VE SAĞLIKLI YAPILANMASI İÇİN EL BİRLİĞİ İLE ÇALIŞMALIYIZ”

 

Hatay’ın yeniden inşa edilmesi konusunda ortak akıl ile hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Lütfü Savaş, “Bilim çerçevesi ile Hatay’ı yeniden inşaa etmeliyiz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Mehmet Özhaseki şehrimize geldi. Beraber bir şeyler yapmaya başladık. Hatay’ın yeniden ve sağlıklı yapılanması için el birliği ile çalışmalıyız. Hızlı bir şekilde insanlarımızı umutlandırmamız lazım. Eğitim ve barınma sorunlarınınçözülmesi gerekiyor. Bakanımız Sayın Özhaseki dertlerimizi anlıyor. Böyle giderse bu kadar büyük mağduriyeti hızlı bir şekilde pozitife çevirme şansımız olacak” dedi.

 

“SIKINTILARIMIZ 12 KAT ARTTI”

 

Savaş sözlerine şöyle devam etti: Belediyeler, insanlarımız ve esnafımız için  ekonomik anlamda avantajlar sağlanmalı. Esnafımız özellikle tekrardan ayağa kalkmak için çok çaba sarf ediyor. Hatay Büyükşehir Belediyesi olarak iş yükümüz, sıkıntılarımız 12 kat arttı. Yıkım çalışmaları yapılırken altyapıya çok ciddi zararlar veriliyor. Belediyeler olarak da çok zor durumdayız.

 

“HATAY AFET BÖLGESİ İLAN EDİLİRSE ÇOK RAHATLARIZ”

 

Hatay’ın özel afet bölgesi olması konusunda da değerlendirme yapan Başkan Savaş, 11 ili etkileyen depremin en çok Hatay’da can ve mal kaybına neden olduğuna dikkat çeken Savaş, “Bakanımız ile bu konuyu görüştüm. Eğer Hatay afet bölgesi ilan edilirse hızlı bir şekilde ayağa kalkarız. Sadece belediye değil iş dünyası ve insanlarımız ekonomik anlamda çok rahatlar. Esnafımız ve iş insanlarımız da bir an önce ayağa kalkmak istiyor. Bu iş olursa çok mutlu olurum. Milletvekillerimiz de bu konuyu parlamentoya taşıyacak” dedi.

 

Yaşadığımız deprem felaketinden duydukları derin üzüntüyü vehemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerini sunan Sayın Cooper’a ve onun nezdinde Birleşik Krallık’a teşekkür ederim.

 

Ekonomide bir türlü kontrol altına alınmayan döviz kurlarındaki yükselişlerle birlikte, deprem ve DASK mağdurlarının problemlerine değinen Saadet Partisi Hatay Milletvekili Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, “Milletten yeni vergileri nasıl alırız?” değil, eldeki kaynakları nasıl daha iyi yönetebiliriz?” denilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Çalışkan yaşanan mağduriyetler üzerine yaptığı eleştirilerde, “Ülkemizin şu anda 475 milyar dolar dış borcu var. Seçimin üzerinden kırk beş gün geçti, Sayın Cumhurbaşkanı burada yemin ettikten hemen sonra, o gün dolar 20 liraydı, bugün 26 lira; kısaca, 475 milyar dolarlık dış borcumuz 6 liradan 2 trilyon 850 milyar lira arttı. Eski parayla 2 kentilyon 850 katrilyon, sadece kırk beş gün içerisindeki o ekonomiye sahip olunamadığı için artan borcumuz.

DÖVİZ KURUNDAN MEYDANA GELEN FARKLA DEPREMZEDELERİN EVİ ÜCRETSİZ YAPILABİLİRDİ

Tabii “Bu 2 kentilyon 850 katrilyon para ne eder?” derseniz, Sayın Bakan açıkladı, 11 vilayetimizde kaybolan toplam konut sayısı 650 bin. Maliyetler arttığı için şu anda 2 milyondan aşağı ev maliyeti yok, 2 milyona bir ev mal olsa 650 bin konutun maliyeti 1 trilyon 300 milyar. Yani siz deprem bölgesinde yapılacak evlerin tamamının 2 katını sadece bu borçlardaki kur artışından kaybettiniz.

Ek bütçe yasa teklifine “Millî Dayanışma” adı verilmiş; doğrusu değerlerimizin, duygularımızın çok defa istismar edilmesine şahit olduk ama hiç olmazsa deprem üzerinden siyaset yapmayın, burada milletten vergi alırken, kaz gibi yolmaya çalışırken içerisine “Millî” kelimesini koymayın.

DEPREMZEDELER ÜZERİNDEN MİLLİ DUYGULAR İSTİSMAR EDİLMEMELİ

Millî duygularımızın istismar edilmesine müsaade etmeyelim; hele de deprem gibi on binlerce insanımızın hayatını kaybettiği, yüz binlerce ailenin evsiz, barksız kaldığı bir ortamda buna asla fırsat verilmemelidir.

Kaynaklar araştırılırken “Milletten yeni vergileri nasıl alırız, yeni yeni kelimelerle çeşit üreterek milletten nasıl vergi alırız?” değil, tersine “Eldeki kaynakları nasıl daha iyi yönetebiliriz, nasıl daha az işlemlerle bu kaynakları hallederiz?” buna çözüm bulalım.” diyerek tepki gösterdi.

DEPREM BÖLGESİNDEKİ DASK MAĞDURİYETLERİ GİDERİLMELİ

Hatay depreminden, deprem bölgesinden bahseden Çalışkan, üç çeşit ölümden bahsetti.

Çalışkan, “Malum olduğu üzere birincisi, deprem anında ölenler; ikincisi, ihmalden ölenler; üçüncüsü de kahrından ölenler. İşte, bu üçüncü grupta yer alan; sahipsizlikten, kahrından ölenlerden birisi de DASK mağdurları. Maalesef ki DASK kapsamında yıllar öncesinden beri vergisini ödemiş ama bugün bir afetle karşı karşıya kaldığında ekspertiz bekleyen depremzedelere depremin üzerinden beş ay geçmiş olmasına rağmen hâlen iş yoğunluğu gerekçe gösterilerek ekspertiz gelmiyor.

Ekspertiz gelmediği için de DASK mağduru esnaf, konut sahibi insanlar mağdur olacaklarından işlem yapamıyor yani “Bırak” desen bırakmıyor “Git” desen gitmiyor. İşte, burada çözülmesi gereken şey kamunun denetim görevini yaparak buradaki ihmalin önüne geçmek, bir an önce bu mağduriyetin giderilmesini sağlamak gerekir.” dedi.

CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, günlerdir etkisini gösteren sıcaklık artışlarının Hatay’daki çadır yaşamında hayati sorunlar oluşturduğuna dair yazılı bir basın açıklamasında bulundu.

//ANKARA

CHP HATAY MİLLETVEKİLİ NERMİN YILDIRIM KARA: SICAKLIK ARTIŞLARI DEPREM BÖLGESİNDE HAYATİ SORUNLARA NEDEN OLUYOR

 Afetin tek bir şekli olmadığını ve alınacak tedbirlerin iklim krizi de dahil olmak üzere tüm afetleri kapsaması gerektiğini belirten Yıldırım Kara, “Hatay’da durmuş bir afet dönemi yok. Acılar ve yaralar katlanarak artıyor. İklim krizi ve kuraklık son günlerde depremzedelerin yaşamını oldukça zorlaştırıyor. Bilim insanları ve bilimsel yayınlara göre; son 125 yılın küresel anlamda en sıcak günlerini yaşıyoruz. Her gün sıcaklık rekorları kırılıyor. El Nino etkisindeki sıcak hava dalgaları henüz ulaşmış bile değil. Her gün sel ve orman yangını haberleriyle uyanıyoruz. İklim krizinin gerçek olduğunu her gün daha acı bir şekilde deneyimliyoruz. Bizler bilimsel literatürü de takip ederek deprem bölgelerimizde önlem alınması gerektiğini vurgulamaya çalışıyoruz. İnsan vücudunun da maruz kalabileceği bir kritik sıcaklık var. Bu sıcaklık aşıldığı takdirde birçok rahatsızlık baş gösterecek. Henüz ağustos ayına girmedik, bu sıcaklık artışlarıyla çadırlarda ve konteynırlarda nefes almak güç olacaktır.” dedi.

TEHLİKENİN BOYUTU ANLAŞILMAZ İSE KAYIPLAR VERECEĞİZ

 Hem ziyaretlerle hem de sürekli olarak iletişimde kalarak yetkililerden, sağlıkçılardan ve yurttaşlardan konuya dair bilgi aldığını ifade eden Hatay milletvekili, “Güncel veriler ışığında şu an Hatay’da 61 çadır kent bulunuyor. 151 çadır kentten bu sayıya düşüldü. Şu anda 7327 çadırda, toplam 30.908 yurttaşımız yaşıyor. Yaklaşık 10 gün içerisinde 10 çadır kent daha ortadan kaldırılacak. Yurttaşlar çadır kentlerden dışarı çıkartılıp konteynır kentlere yerleştirilmeye çalışılıyor ama sürecin daha da hızlanması gerek.Çünkü birkaç derece sıcaklık artışı çadırlar içerisinde çok daha fazla etkiye sebep oluyor. Kalan yurttaşlar, 45-50 dereceleri bulan çadırlarda yaşam alanı kurmaya çalışıyorlar. Çocuklar ve bebekler sıcaklıklara dayanamadıkları için çıplak şekilde içeride ve dışarıda oturuyor. Sürekli olarak üstlerine su dökerek serinlemeye çalışıyorlar.Artan sıcaklıklarla bu şekilde mücadele edebilmeleri imkân dahilinde değil.” dedi.

 

YAZ BAŞINDA ÖNLEMLER ALINMALIYDI

 

Konteynır ve çadırların büyük çoğunluğunun klima ve soğutma sisteminden mahrum olduğunu işaret eden Yıldırım Kara sözlerini şöyle sürdürdü: “Aşırı sıcaklıktan bayılma nöbetleri geçiren, mide bulantısı ve baş ağrısı yaşayan insanlar var. Kalp ve beyinle ilgili kronik rahatsızlığı bulunanlar ve yaşlılar için sorun gün geçtikçe hayati bir noktaya ulaşıyor. Hatırlatmak isterim ki; burada yaşayan yurttaşlarımızın sağlık durumunun takibi de oldukça zor. Etraflarında başvuracakları hastaneler mevcut değil. Aracı veya hastaneye gidecek durumu olmayan binlerce depremzede var. Hızlı müdahale imkânı olmadığı için hastalıkların kötüleşmesi söz konusu. Mevcut çadırlarda devam edilmesi oldukça güç. Eğer bir süre daha mevcut çadırlarla devam edilecekse çadırların üzerinde hava geçirgenli tenteler kullanılmalıdır. Maalesef vaat edildiği gibi kısa sürede konutların tamamlanması mümkün de gözükmemektedir. Prefabrik evler en azından hızlı çözüm olarak düşünülebilir. Tabii ki bunların yaz başından itibaren bilim insanlarıyla iletişime geçilerek çözülmesi gerekiyordu. Tedbir alınmadığı için mağduriyetlerin seviyesi her gün daha da artıyor. En azından acil müdahale ekipleri için araç ve ekipman desteği merkezi idareden sağlanmalıdır.” dedi.

Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay Milletvekili seçilmesine rağmen tahliye edilmeyen Gezi tutuklusu avukat Can Atalay, Hatay’ın Belen ilçesinde devam eden yangına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.

Atalay, mesajında “Hatay depremin yıkımını en ağır şekilde yaşamaya devam ederken yerleşim alanlarını da tehdit eden bu yangın canımızı acıtıyor. Gündüz başlayan yangına etkili müdahale gerçekleştirilmeli. Hatay için canla başla mücadele etmeli” dedi.

Atalay, devamında şu ifadeleri kullandı: “14 Temmuzda benim olmadığım Meclis’te kabul edilen soygun ve yapma yasası olan 7456 sayılı yasanın 25’nci maddesi yanan zeytinlik alanların talanı için de bir vesile görülmemeli. Bunun da takipçisi olacağız.”